HACİM KÜTLESİ (Özgül Ağırlık, Yoğunluk)
UNI tablolarına ve Uluslararası anlaşmalara göre, özgül ağırlık ya da yoğunluk terimleri yerine hacim kütlesi teriminin kullanılmasına karar verilmiştir. Terazi ile ölcülmüş olan kütle, hacim ile bölünür.
Hacim Kütlesi = Kütlesi/Hacim
Tek olarak M.Ö 5 y.y ' da Erodot aynı hacme sahip beyaz altın, gümüş ve saf altının ağırlıklarının farklı olduklarını tespit etmiştir. Netice itibariyle hacim kütlesi kavramı çok eskilere dayanmaktadır.
Hacim Kütlesinin Değişik İfadeleri:
a) Hacmi bir santimetre küp, yani bir mili litre olan bir nesnenin gram cinsinden ağırlığıdır.
b) Bir nesnenin aynı hacme sahip 4 C' deki sudan kaç kat ağır olduğunu belirten rakamdır.
c) Bir desimetre karelik alanda bir mikronluk (milimetrenin 1000' de 1' i) kalınlığın elde edilmesi için gerekli olan santigramdır. Bu tanım özellikle altın ve gümüş kaplamada geçerlidir.
Nesnelerin hacim kütlesi ısı ile değişir, bu nedenle rakamlar dereceler ile birlikte verilir. Belirtilmediği hallerde 20 C' deki değerler kastedilmektedir.
Erimiş maddenin soğumasında meydana gelen külçe, aynı maddenin haddelenmiş halinde farklı bir değere sahiptir. Bu fark çok büyük olmadığından pratik uygulamadarda dikkate alınmaz. Tabloda birkaç örnek sunulmuştur. Sıvı haldeki bir metalin hacim kütlesinin katı halinden düşük olması ilginçtir. Sonuç olarak metaller eritildiğinde daha ağır olan katı parçacıklar dibe çökebilir. Bu nedenle karıştırma işlemi kesinlikle gereklidir.
Kadmiyum, Hacim Kütlesi = 8,370
Gümüş, Hacim Kütlesi = 9,510
Altın, Hacim Kütlesi = 19,296
Bakır, Hacim Kütlesi = 8,217
Kurşun. Hacim Kütlesi = 113005
Çinko, Hacim Kütlesi = 6,480
Kalay, Hacim Kütlesi = 7,184
Civanın ağır, aliminyum hafif olduğu söylendiğinde, hacim kütleleri hakkında bilgi verilmektedir, yani civanın yoğunluğunun aliminyumunkinden ağır olduğu belirtilmek istenmektedir. Bir kuvvet tarafından itilen bir nesnenin hacim kütlesi ne kadar düşükse, katedeceği yol o kadar uzun olur. Bu yöntem elin kullanılmadığı ve yoğunluğun göz kararı kestirilmesi gerektiğinde kullanılır. Örnek olarak, başın hareketleri sonucunda çok sallanan küpelerin plastik veya küpelerin sallanması çok daha azdır.
Düşük hacim kütleli nesneler terazinin küçük ağırlıklarında kullanılır. Nedeni ise hacimleri büyük olacağından tutulmaları daha kolay olacaktır. Genelde aliminyum kullanılır. Diğer ağırlıklar içinde pirinç kaplı kurşun kullanılır.
Pratiği arttıkça kuyumcu bir nesnenin hacim kütlesine eli ile karar verebilir. Sadece dokunma ile beyaz altını platinden, bunlarıda diğer metallerden ayırabilmektedir. Beyaz altını platinden, bunlarıda diğer metallerden ayırabilmektedir. Beyaz altın ile paladyum arasındaki fark belli olmamaktadır. Ancak 750' milyemlik altının hacim kütlesi paladyumunkinin 3 katıdır.
Günümüzde kuyumcu 750 milyemlik altınla 500' lük altını eli ile tartarak anlayabilmektedir. Zamanla edinilen bu alışkanlık değişik avantajlar sağlamaktadır. II. Dünya savaşında birkaç kuyumcu kıymetli metal kıtlığını fırsat bilerek altın kaplı adi metal külçelerini pazarlayan dolandırıcıların tuzağına düşmemiştir. Gözün el ve beyine hacime göre ağırlığın ne olması gerektiğini söylemesi şarttır. Boru ve delikli külçeler gibi hacmi tam olarak anlaşılmadığı durumlarda işler zorlaşmaktadır. Bu durumlarda kuyumcunun ölçme yapmasının öğrenmesi gerekmektedir. En yüksek hacim kütlesine platin ailesine mensup olan osmiyumda ve iridyumda rastlanmıştır.
Türk kadınlarından bir kahraman; Milli Mücadele yıldızlarından bir yıldız daha: Süreyya Sülün Hanım…Van’da doğmuştur. Yaşadığı kasaba, düşmanın korkunç zulüm ve tarruzuna maruz kalmış, babası şehit olmuştur. Nihayet, biraraya gelen beşyüz civarında cengaver, Erek kasabasında toplanarak aziz topraklarını savunmaya karar verirler. Ve tabii, Süreyya Sülün hanım ve üç kardeşi de bu kahramanlar meydanındadır.
…Yoğun bombardıman altında ilerleyerek Karaköse’ye gelen bu kahraman Kuva–yı Milliyeciler, Murat Irmağı boylarında tam bir buçuk ay düşmanla çarpıştılar. Beyazıd’a doğru yürürken yürekler acısı bir manzara ile karşılaştılar. Binlerce Türk köylüsünün işkenceler içinde can vermiş cesetlerini gördüler. Bu mezalimi yapan düşmana hınçla taarruz edenlerin başında Süreyya Sülün hanım vardı…
Iğdır civarında kanlı çarpışmalar oldu. Düşman birlikleri çok kuvvetli ve Rusya’dan devamlı surette takviye alıyordu. Beşyüz yiğit, yılmadan, kaçmadan döğüştüler. Ölüyor, teslim olmuyorlardı. Bu muharebede Süreyya Hanımın üç kardeşi birden şehadet şerbetini içtiler. Kardeşlerinin kollarında can vermesine rağmen yılmadı ve cenk meydanını terk etmedi. Kala kala dört kişi kalmışlardı. Daha sonra Karaköse’ye çekilen Süreyya Sülün Hanım, burada Ziverbey Taburu’na iltihak etti. Bir ara yaralandı ve Erzurum’a döndü